ABD’de doktora yapan Türk vatandaşı Rümeysa Öztürk, önceki gün iftara gittiği sırada, Filistin’e destek gösterilerine katıldığı için sınır dışı edilmek üzere, 6 maskeli Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) görevlisi tarafından gözaltına alındı. Louisiana’da göz altında tutulduğu belirtilen Öztürk’ün, İsrail istihbaratı tarafından organize edilen ve soykırım karşıtlarını hedef alan “Canary Mission (Muhbir Görevi)” isimli sitede fişlendiği ve Yahudi lobisi tarafından hedef gösterildiği ortaya çıktı. 2014’te kurulan ve kimler tarafından yönetildiği ve merkezinin neresi olduğu açıklanmayan Canary Mission, ABD’deki Filistin destekçisi öğrenci, akademisyen, gazeteciler, sivil toplum kuruluşları hatta siyasetçileri dahi fişleyerek hedef gösteriyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve gelmesi sonrası, soykırım karşıtı üniversite öğrencilerine karşı başlatılan cadı avında buradan alınan verilerden faydalanıldığı belirtiliyor.
“Canary Mission”, fişlediği kimselere “antisemit” damgası vuruyor. Siyonist yapının, Filistin destekçisi kurumları karalamak adına listeye, aslında İsraille yakın temasa sahip olduğu bilinen birkaç neonazi grubu da, dahil ettiği görülüyor. Listede soykırım karşıtlarının yanı sıra, Amerikan-İslam İlişkiler Konseyi (CAIR) ve Katar merkezli Al Jazeera televizyonu gibi birçok kuruluş da bulunuyor.
Sitenin kişi ve kuruluşlarla ilgili yayınladığı profiller açık kaynak istihbaratına dayanıyor gibi görünse de, hedef gösterdiği kişilerin çocukluk fotoğrafları, ailesi ile seyahatlerine dair belgeler, ailesinin çalıştığı kurumlar vb. bilgiler, sitenin istihbarat örgütleri tarafından beslendiğini kanıtlar nitelikte. Haaretz’in 2018 yılında yayınladığı haberinde, İsrail istihbaratının Canary Mission’ın fişleme faaliyetlerini ülkeye giriş yasağı konacak isimlerin tespit edilmesi için kullandığı belirtiliyor. Habere göre Kudüs İbrani Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmak için 2018’de İsrail’e giden ancak gözaltına alınıp sınır dışı edilen Lara el-Kasım adlı öğrenci de kara listede.
Canary Mission, fişledikleri kişilere saldırılarını genellikle üç farklı boyutta gerçekleştiriyor. İlk olarak Canary Mission, öğrenci ve öğretim üyelerinin kişisel bilgilerini ve fotoğraflarını internet sitesinde paylaşarak bu kişiler hakkında ayrı ayrı profiller oluşturuyor. Daha sonra kişiye veya kuruluşa özel her profil, “antisemitizm”, “İsrail’e karşı olmak” veya “terörizme destek” gibi suçlamalarla tanıtılıyor. Son olarak Canary Mission da fişledikleri kişileri taciz ve sindirme amaçlı sosyal medya üzerinden yapılan saldırılarla ilgili gönderileri paylaşarak destek veriyor.
6 Eylül’de işgal altındaki Batı Şeria’da düzenlenen bir gösteride İsrail askerleri tarafından vurularak öldürülen Türk-ABD vatandaşı Ayşenur Ezgi Eygi, ABD merkezli Uluslararası Dayanışma Hareketi (International Solidarity Movement-ISM) üyesiydi. ISM’in de Canary Mission tarafından hedef gösterilen kurumlar arasında olduğu görüldü. Ayşenur Ezgi Eygi’nin katledilmesinde Canary Mission’ın rolü olabileceği değerlendiriliyor.
İsrailli “Megamot Shalom” adlı kuruluş üzerinden finanse edilen Canary Mission’ın izleri aşırı sağcı isimlere uzanıyor. Organizasyonun, sitesinin kamuya açık olarak vergiden düşülebilir bağış kabul ettiği görülüyor. İsrailli “Megamot Shalom” isimli sözde kâr amacı gütmeyen kuruluş üzerinden Canary Mission’a para aktarılıyor. Canary Mission’ı finanse eden Megamot Şalom adlı kuruluşun da Kudüs’te yaşayan Jonathan Bash adlı kişi tarafından yönetildiği ve Bash’in ABD doğumlu, aşırı sağcı haham Ben Packer’le çalıştığı belirtiliyor.
ABD merkezli The Nation isimli haftalık dergide 2023 yılında kuruluş hakkında yayınlanan analizde, kara listeye girdikten sonra çıkmanın imkansız olduğu ifade edildi. 2018’de George Washington Üniversitesi’nde İsrail’in Filistin’de yürüttüğü hukuksuz eylemlerine karşı başlatılan bir çalışmada, İsrail’e destek veren şirketler aleyhine düzenlenen bir imza kampanyasına, kanarya kostümlü iki kişinin geldiği belirtildi. Bu kişiler, imza veren öğrencilerin kayda alındığını belirten broşürler dağıtarak kampanyayı sabote etmeye çalıştı. Broşürlerde, “Yaptıklarınız bilinecek ve buna göre hareket edilecek. Bunu düşünerek hareket edin” ifadelerinin yer aldığı belirtildi.
Rümeysa Öztürk’ün abisi Dr. Asım Öztürk, kardeşinin, Filistin gösterilerine destek vermesinden dolayı gözaltına alınmasını kınadı ve Rümeysa’nın yazdığı bir yazı yüzünden Canary Mission tarafından hedef gösterildiğini açıkladı. Yazılı açıklama yapan Öztürk, kardeşinin sadece okul gazetesinde yazılan ortak bir yazıda imzası bulunması nedeniyle gözaltına alındığını bildirdi. Kız kardeşinin “Filistin hususunda provokatif veya saldırgan bir eyleme karışmadan”, sadece üniversite yönetiminin Filistin-İsrail hususundaki yaklaşımlarını eleştiren bir yazı kaleme aldığını belirten Dr. Öztürk, ICE polisini “cadı avına çıkmakla” suçladı.
Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR), Tufts Üniversitesi’nde eğitim gören Türk doktora öğrencisi Rümeysa Öztürk’ün ABD İç Güvenlik Bakanlığı’na bağlı Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) yetkililerince gözaltına alınmasını kınadı. CAIR Massachusetts Ofisi’nin açıklamasında, “Tufts öğrencisi Rümeysa Öztürk’ün federal göçmenlik yetkilileri tarafından alıkoyulmasını kınıyoruz” ifadesine yer verildi. Ofisin İcra Direktörü Tahirah Amutal Wadud , “Federal hükümet, İsrail’in Filistinlilere yönelik soykırımında ABD’nin suç ortaklığına tepki gösterenleri susturmak için acımasız yöntemlere başvuruyor” ifadesini kullandı. Wadud, Öztürk’ün derhal serbest bırakılmasını talep etti.
Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği, ABD’nin Boston kentinde gözaltına alınan Türk öğrenci Rümeysa Öztürk’ün durumunun yakından takip edildiğini ve ABD’li yetkili makamlar nezdinde gerekli girişimlerde bulunulduğunu belirtti. Büyükelçilik, X hesabından ABD’de gözaltına alınan Öztürk’ün durumuna ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “ABD Dışişleri Bakanlığı, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi ve diğer yetkililer nezdinde girişimlerde bulunulmuştur. Vatandaşımızın haklarının korunması için gerekli konsolosluk hizmetlerinin ve hukuki desteğin sağlanması amacıyla her türlü çaba gösterilmektedir” ifadelerine yer verildi. Öztürk’ün ailesinin bilgilendirildiği ve sürecin takip edildiği ifade edildi.