Rusya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dönem başkanlığı

Siyaset bilimci ve Rusya araştırmacısı Ümit Nazmi Hazır, Rusya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) dönem başkanlığına dair merak edilenleri 3 soruda AA Analiz için kaleme aldı.

Rusya’nın BMGK dönem başkanlığı ne ifade ediyor?Birleşmiş Milletlerin (BM) en önemli organı olan Güvenlik Konseyinde 5 daimi ve 10 seçilmiş üye ülke bulunuyor. Daimi üye ülkeler Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Çin, Rusya ve Fransa’dır. Güvenlik Konseyi dönem başkanlığı 15 üye ülke arasında aylık rotasyon ile değişiyor. BM’nin etkin çalışabilmesi amacıyla Güvenlik Konseyine önemli sorumluluklar verilmiştir ve 5 daimi üye veto yetkisine sahiptir. BM Güvenlik Konseyi kararları tüm üye ülkeler için bağlayıcı niteliğe sahiptir. Bu durum konseyin daimi üyesi olan Rusya için önemli bir imtiyaz ve Rusya’nın uluslararası politikadaki ağırlığını artırması bağlamında bir araç. BM’nin kurulmasından bu yana en çok veto hakkını kullanan ülke de Rusya olmuştur. Bundan dolayı Rusya BM’ye büyük önem atfediyor. Rusya en son Şubat 2022’de, Ukrayna-Rusya savaşının yeni başladığı dönemde, BMGK dönem başkanlığını yürüttü. Öte yandan son yıllarda 5 daimi üye ülke arasında birçok konuda çift kutuplu bir pozisyon oluşuyor ve bu da BM’nin etkisini azaltıyor. Suriye meselesinde olduğu gibi birçok konuda Rusya ve Çin birbirine yakın bir pozisyon benimserken ABD, İngiltere ve Fransa birlikte ayrı bir pozisyon benimsiyor.

Ukrayna-Rusya savaşının devam ettiği ve Batı tarafından Rusya’nın savaş suçu işlediğine dair suçlamaların ortaya atıldığı bir dönemde Rusya’nın dönem başkanlığına geçmesi nedeniyle bu konu uluslararası gündemi meşgul etti. Bu duruma en çok karşı çıkan ülke ise tabii ki Ukrayna oldu. Her ne kadar bu, pratikte mümkün olmasa da Ukrayna, Rusya’nın BMGK’den atılmasını bile talep etti. Rusya’nın dönem başkanlığı başta Ukrayna olmak üzere bazı Batılı ülkeler tarafından Rusya’nın BM’ye sembolik darbesi olarak nitelendirildi. Hatta Zelenskiy Rusya’nın BMGK dönem başkanı olmasının ardından bu tür uluslararası kurumların iflas ettiğini ve reforme edilmesi gerektiğini belirtti. Bu bağlamda Rusya’nın dönem başkanlığı BM’nin yapısının değiştirilmesi gerektiğine dair görüşlerin dünya kamuoyunda daha fazla ön plana çıkmasına neden olacak.

Dönem başkanlığı Rusya’ya ne gibi imtiyazlar sağlayacak? Rusya dönem başkanlığında usul kurallarının işleyeceğini ve başkanlığın getirdiği imtiyazları suistimal etmeyeceğini belirtti. Fakat yine de Rusya, dönem başkanlığının getirdiği avantajları kullanmak isteyecektir. Bunun Rusya’ya sağlayacağı muhtemel fayda iki boyutta ele alınabilir. Birinci husus, savaşın başlamasından itibaren Batı’nın, Rusya’yı uluslararası toplumda izole etme ve yalnızlaştırma politikası izlemesi ve Rusya’yı meşru olmayan bir aktör gibi göstermeye çalışmasıyla ilgilidir. Dönem başkanlığı Rusya’nın izole edilmeye karşı hamle yapmasını ve uluslararası toplumda meşruiyetini korumasını sağlayacaktır. İkinci husus olarak ise dönem başkanlığı Rusya’nın kendi argümanlarını ve gündemini BM’ye taşımasını sağlayacaktır. Örneğin Rusya, Kuzey Akım’a yapılan sabotajın araştırılmasını isterken Batı ülkeleri buna yanaşmıyor. Ancak Rusya’nın BMGK dönem başkanlığı bu konunun üzerine daha fazla gidilmesini sağlayabilir. Rusya’nın dönem başkanlığında Orta Doğu ve Suriye ile ilgili oturumlar da gerçekleşecektir. Bu da Suriye meselesiyle ilgili olarak Rusya’nın kendi tezlerini ve Esed’in tezlerini daha fazla gündeme getirmesine ve BM’de bu yönde bir kamuoyu oluşturmaya çalışmasına yol açacaktır. Öte yandan dönem başkanlığının Rusya’ya sınırlı imtiyaz getireceğini belirtmek gerekiyor. Çünkü dönem başkanlığı bir ay gibi kısa bir dönemi kapsıyor. Ayrıca dönem başkanı olan ülkenin BMGK kararları üzerinde güçlü bir etkisi bulunmuyor. BMGK dönem başkanlığı daha ziyade BM’nin gündemini belirleme konusunda bir etkisi oluyor.

Rusya’nın BMGK dönem başkanlığı uluslararası gündemi ne yönde etkileyecek? 2007 yılındaki Münih Güvenlik Konferansı’nda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus dış politikasında paradigma değişikliği olacağının ve Rusya’nın çok kutuplu bir dünya saikiyle hareket edeceğinin sinyalini vermişti. Putin’in 3. döneminin başladığı 2012’den itibaren Rusya, neo-revizyonist bir devlet olarak hareket etmeye başladı. Yani Rusya, uluslararası düzeni toptan değiştirmek ve BM gibi uluslararası kurumların tasfiye edilmesini sağlamak yerine, Batı merkezli düzenin revize edilmesini ve ABD hegemonyasının azaltılmaya başlamasını amaçlıyor. Bu bağlamda Rusya, özellikle ABD ve Batı’nın uluslararası sistemdeki etkisinin azaltılması ve dengelenmesi noktasında, BM’ye büyük önem atfediyor ve BM’yi daha fazla ön plana çıkarmaya çalışıyor. Rusya’nın dönem başkanlığında da bunun etkisi görülecek. 24 Nisan’da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un başkanlığında “BM prensiplerinin savunulması doğrultusunda çok taraflılık (multilateralism)” başlıklı bir açık oturum gerçekleştirilecek. Çok kutuplu düzenin inşa edilmesi konusunda Rusya ile son dönemde daha da aynı çizgiye yaklaşan Çin de çok taraflılığı destekliyor. Rusya, tek kutuplu düzenin yerini alacak çok kutuplu düzenin oluşturulması konusunda yeni vizyonların bu toplantıda ortaya konulması için diğer BM üyelerine de çağrıda bulundu. Bu çağrıya; Türkiye, Brezilya ve Hindistan gibi BMGK’de değişiklik talep eden ülkeler karşılık verebilir. Bu da BM’de çok taraflılık vizyonunun daha fazla ön plana çıkmasını sağlayacaktır. Batı tarafından yaptırımlara ve izolasyona maruz kalan Rusya’nın çok taraflılığı dile getirmesinin altında yatan bir diğer sebep ise BM’de çok taraflılığı seslendirerek Batılı olmayan ülkeleri yanına çekmeye ve izolasyondan kurtulmaya çalışmasıdır. Ayrıca şunu da vurgulamak gerekir ki her ne kadar hem Türkiye hem de Rusya BM’ye önem atfederek BM yapısının revize edilmesi gerektiğini düşünse de, iki ülkenin çok kutuplu dünya anlayışında bir takım farklılıklar bulunuyor. Bu anlamda Rusya’nın Türkiye’nin “Dünya beşten büyüktür.” mottosuna daha farklı baktığını hatırlatmakta fayda var.

[Ümit Nazmi Hazır, Siyaset Bilimci ve Rusya Araştırmacısı]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir